Öldükten Sonra Arkanda Ne İz Bırakacaksın?

Siz öldükten sonra sizin etrafınızda dönen dünyaya ne olacak? İsminiz daha ne kadar hatırlanacak? Bundan 300 yıl sonra bu dünyaya gelmiş olmanızı sizin dışınızda başkaları umursayacak mı? Hiç bu soruları kendinize sordunuz mu? Yoksa ben öldükten sonra tufan olsa banane  diyenlerden misiniz?

cocuk_yasli

Her ne kadar bizim başımıza hiç gelmeyecek gibi düşünsek de dünyadan hepimiz bir gün göçeceğiz.  Bunun zamanı kimisi için 100 yıl kimisi içinse 3 gün. Ne kadar zamanımızın kaldığını hiç birimiz bilmiyoruz. İnsanın bu dünyadaki hayatı bir gün bitecek. Yaptıklarından ve yapmadıklarından hesap sorulacak. Ahiretteki yerine gidecek.

Kurulduğu günden bu yana dünyanın hiç bu kadar hızlı döndüğü bir dönem olmadı. O kadar meşgulüz ki… Bu meşguliyetlerin içinde ölüm ise neredeyse hiç sıralamaya girmiyor. Zamanın anlamı o kadar değişken ki bunu anlamlandırmak bile büyük bir mesele şimdi… Nazım Hikmet’in şiirinde söylediği gibi;

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya

Ona sorarsanız: “Lafı bile edilmez, mikroskobik bi zaman…”

Bana sorarsanız : “On senesi ömrümün”

Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene

Bir haftada yaza yaza tükeniverdi.

Ona sorarsanız: “Bütün bi hayat”

Bana sorarsanız : “ Adam sende  bi hafta”

İşte ölümde böyle kimine göre uzun kimine göre kısa mesafe uzaklıkta ama sonunda seninle senin hayatında… İşte bu yüzden Efendimizin söylediği “Ağızların tadını bozan ölümü sıkça hatırlayın” tembihi hayati derecede önemli. Buna rağmen bu tembihi hiç hatırlamıyor ve hayatımıza hiç uygulamıyoruz. Uzaktan bakınca sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi duruyor!

Bu nasihatin arka planına bakacak olursak; Ölümü hatırlamak insanı diri tutan şeydir aslında. İnsan bir gün sonunun geleceğini bildiği şeyi daha kıymetli şekilde değerlendirir. Yazın bu güzel zamanında güncel bir örnek vereyim. Düşünün şimdi, her şey dahil konseptinde 5 yıldızlı bir oteldesin. Otelde kalma zamanının bitmesine yakın nasıl tüm etkinliklere katıldığını açık büfeden biraz fazla yemek için nasıl mide zafiyeti geçirdiğini hatırla. 😊

İşte ölüm de böyle esasen… Bir gün biteceğini bildiğin bu hayatı senin için daha anlamlı ve güzel kılmanı sağlar. Bu yazıda da sizi diri tutabilmek için ölüm üzerinden bir paylaşım yapmak istedim.

İnternette, kişisel gelişim kitaplarında “Ölmeden önce yapılacaklar” listeleri görüyoruz, İslami kitaplarda da “ölüm ve sonrası”, “ölmeden önce ahirete hazırlanmak”, “ölmeden önce ölmek” başlıkları altında bir sürü ölümle alakalı konular izah ediliyor. Bunların peşinde olmak ve değerlendirmek çok güzel ama ben bu sefer konuya daha başka bir noktadan bakmak istiyorum.

Siz öldükten sonra sizin etrafınızda dönen dünyaya ne olacak? İsminiz daha ne kadar hatırlanacak? Bundan 300 yıl sonra bu dünyaya gelmiş olmanızı sizin dışınızda başkaları umursayacak mı? Hiç bu soruları kendinize sordunuz mu? Yoksa ben öldükten sonra tufan olsa banane  diyenlerden misiniz?

Dünya var olduğundan bu yana belki de milyarlarca insan bu topraklar üzerinde yaşayıp gitti. Kimdi? Neredeydi? Ne için yaşadı? Derdini sevincini tasasını bilmediğimiz milyarlarca insan geldi geçti! Gelen bu insanlardan bazıları öyle izler bıraktı ki bıraktığı izleri hala tartışıyor ve anlamaya çalışıyoruz?

Kimler mi?

Mesela Fatih Sultan Mehmet, Aristo, Da Vinci, Tesla, Mevlâna, İbni Sina ve niceleri… Bu insanlar okuyarak öğrenerek izini sürebildiğimiz insanlar. Bir de hakikaten etrafına ışık olmuş fakat ismi bizlere ulaşmamış insanlarda var elbette. Şu anda kullandığın ilacın mucidi olan fakat ismi hiç bilinmeyen kahramanlar var. Evde kullandığın sana artık çok sıradan gelen musluğu ilk kez tasarlayıp insanların hizmetine sunanlar var. Afrika’da susuzlukla mücadele edenlere harçlığını gönderen küçük kız çocukları var. Sadece kendini düşünmeyip bir gün biri burada durur da gölgesinden nasiplenir diye ulu bir çınarı küçük bir fidanken diken insanlar var.

İsimlerini bilmesek de hala faydaları dokunuyor. Hala hesap defterine bu hayırları sevap olarak işleniyor…

Bu insanların ortak özelliği ne? Cevabı basit aslında. Başkalarının hayatına dokunmuş olmaları… Bir eşyaya, bir hayvana, bir insana faydası dokunmuş insanlar bunlar… Bu fayda kısacık bir ömrü aşıp asırlara bile uzanabiliyor.

Bu hayatı zevklerin peşinde koşarak geçirmeye daha ne kadar devam edeceksin? Bu dünyaya sadece sefa sürmek için gönderilmiş olmak çok basit kaçmıyor mu? Koca kâinat sadece bunun için yaratılmış olabilir mi? Bu soruların cevaplarını elbette çok iyi biliyorsun. Öyleyse esas soruya tekrar geliyorum

 Bu dünyada bıraktığın izlerin ne olacak?

Bu sorunun cevabını bulabilmek için önce durduğun yeri anlaman gerekir. Hayatının bu döneminde mevcut durum ve koşullarda neredesin ne yapıyorsun? Şu an yapmakta olduğun şeyler hayata bıraktığın izler mi? Yoksa denizde dalga olduğunda ortaya çıkan sonrasında kaybolan köpükler misali geçici ve anlamı olmayan bir hayat mı yaşıyorsun?

ayak izi

Sonraki aşama ise hayata karşı seni “sen” yapan değerleri belirlemendir. Bu değerler o kadar önemli ki aynı zamanda senin karakterini ortaya koyan, doğru ve yanlışını belirleyen erdemler silsilesi olarak da düşünebilirsin. Ben kendi değerlerime baktığımda hayatta en önemli değerler olarak şunları belirledim.

  • Fedakârlık
  • Adalet
  • Dürüstlük
  • Kanaat etmek
  • Mücadele göstermek / Azimli olmak
  • Heyecan duymak

Her ne yapıyorsam yaptığım her faaliyette bu değerlere uygun olarak hareket ediyor muyum diye sorguluyorum kendimi. Sana tavsiyem kendi değerlerini henüz belirlemediysen öncelikle bunları belirle ve yaşamını buna göre tekrar gözden geçir.

Değerlerine bağlı olup olmadığını anlamanın formülü şu. İşine gelmese de bu değerlere bağlı kalarak hayatını sürdürebiliyor musun? Sorduğun zaman herkesin adalet timsali olduğu ülkemde işi yolunda gitmeyince torpil bulma, rüşvet verme yöntemleri araştırmaya başlıyorlar. Mesele ne olursa olsun dimdik durabilmekte. Kolay değil elbette. Düzgün bir insan olmayı kolay olsa herkes yapardı zaten değil mi?

Değerleri olan bir adam inanmadığı davanın peşinde koşmaz!

Sıradaki aşama ise Aksiyona geçmek. Evet. Hiç durma şimdi. Dünyaya bırakacağın iz için harekete geçme zamanı. Ben yapamam ki. Benim bunlara düşünmeye vaktim yok deme. Neler mi yapabilirsin?

İşte sana birkaç fikir

  • Hani görüşmediğin asansörde karşılaştığında mecburen selam verdiğin komşun var ya O’na git. Kapısını çal ve ona hiçbir sebebi yokken güzel bir hediye ver.

 

  • Mahallede gördüğün çocukları topla. Onlara büyüyünce ne olmak istediklerini sor. Sana bu soruyu zamanında doğru şekilde sorsalardı kim bilir neler yapacaktın bir düşün?

 

  • Hayır işleriyle uğraşan bir derneğe/vakıfa üye ol. Onların faaliyetlerinde aktif görev al. Seni en çok motive eden aksiyonu bul ve onun üzerine git.

 

  • Hasta ziyareti yap mesela. İlla tanıman gerekmiyor. Ziyaretçi bekleyen hastalara çiçek götürsen güzel olmaz mı?

 

  • Çocuk esirgeme kurumuna git. Anne – Baba şefkati bekleyen çocuklara şefkat göster. Gülümsemen bile ne güzel bir etkinlik olurdu?

 

  • Ülkene gelmiş mağdur durumdaki mültecilere yardım et.

 

  • Afrika’da temiz su bulamayan insanların temiz su bulması için yardımcı ol.

 

  • Her sene kurban geldiğinde dolaba stok yaptığın etleri bu sene fakirlerle paylaş. İhtiyacı olan öğrenciler bul. Onları sevindir.

 

  • Sabah işe gelirken somurtarak mı geliyorsun? Al sana bir iz daha bırakma fırsatı. İşyerindeki arkadaşının çayını sen doldur. Yanında getirdiğin simitini onunla paylaş.

 

  • Belediye ağaçlandırmadı diye kızdığın yer var ya. Güzel bir fidan al. Oraya o fidanı sen dik.

 

  • Derdini meseleni anlatacak insan mı yok etrafında. Otur bilgisayarın başına twitter, facebookta tatil fotoğraflarını beğeneceğine blog yaz. Belki senin gibi başka bir dertli insan da bulursun. 😊

 

  • Kütüphanende duran kitapları okumayı seven bir arkadaşınla paylaş.

 

  • Güzel, hayırlı bir evlat yetiştir.

 

  • Yaptığın işte sahip olduğun meslekte yılların tecrübesine sahipsin. Bunları seninle birlikte mezara götürme. Tecrübeni aktar. Bildiklerini öğret insanlara

“Bana bunlar küçük geldi. Daha büyükleri lazım” mı dedin? Hayal kur o zaman. Tek yapman gereken bu. Dünyayı değiştiren şeyler sadece bir kişinin hayal kurmasıyla başlar.

Öyle bir şey yap ki senden sonra yıllar boyu senin adının isminin dünya semalarında yankılanmasına sebep olsun.

Unutma! Çok fazla vaktin yok! Fırsat varken harekete geç.

Yapabileceklerinin sonu yok. Yeter ki harekete geç. Karanlığa bakıp küfredeceğine aydınlığa bak gözlerin kamaşsın. Yaptıklarını dünyaya bıraktığın izi kimse bilmiyor mu? Sen biliyorsun ya yetmez mi? Belki sen de bilmiyorsun. Allah biliyor yetmez mi? “İyilik yap denize at” diye atalarımız boşuna dememişlerdir değil mi?

Bana göre karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek iyilik yapmanın hazzı dünya üzerindeki başka hiçbir şeyle mukayese edilemez.

Bu yazıyla birlikte ben kendime göre bir “iz” bıraktım. Başka izler bırakmaya da devam edeceğim elbette.

Varın gerisini de siz düşünün 😊

Başka bir yazıda buluşmak üzere inşallah…

Selametle

 

Reklamlar

Yayınlayan

aggenc

Neyi aradığını bilmeyen, neyi bulduğunu anlayamaz.

One thought on “Öldükten Sonra Arkanda Ne İz Bırakacaksın?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s