Hangi Yolu Seçmeliyim? Zor Olan mı? Kolay Olan mı?

 

karar-verme-620x350

Tüm hayatımız seçimlerimize bağlı gelişiyor ve değişiyor. Bazen bir yanlış karar altüst olmaya, bazen de doğru bir karar ise inanılmaz güzel şeylere ulaşmamızı sağlıyor. Amacımız elbette en doğru tercihi yapabilmek. Bu yazımda sizinle yaptığımız tercihlerin bizi iyi sonuçlara ulaştırmasına yönelik kendi deneyimlediğim bazı tecrübeleri ve fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Umarım faydası dokunacaktır.

Esas mevzuya girmeden önce bazı kavramları yerli yerine koymak gerekiyor. Bu yüzden aşağıdaki birkaç paragrafta sabır, tevekkül, kader kavramlarının tercihlerimize etkisinin ne olduğunu anlatmaya çalıştım. Sonrasında esas mevzuya giriş yapacağım.

Her şeyden önce konuya şu noktadan başlamak gerekiyor. Bizim bir kul olarak yaptığımız tercihlerin kaderimizde belirlenenleri yaşamaya engel olmayacağı muhakkak. Allah bizim için ne takdir ettiyse ve O’ndan geldiyse bu bizim imtihanımızdır. Başımıza gelen her ne ise bunu yaşayacağız. İmtihan sadece üzüntü ve kötü şeylerde değil, aynı zamanda mutlu olduğumuz, başarı gösterdiğimiz anlardadır. Bizler kul olarak her hareket ve davranışımızda sürekli olarak Allah tarafından teste tabi tutuluyoruz. Burada önemli olan Allah’ın bize tercih etme olanağı verdiği konularda doğru tercihleri yapabilmek. Sonrasında da elbette tevekkül etmek.

Bizde kültürel olarak yanlış anlaşılan kavramların başında “kader”, “sabır” ve “tevekkül” kavramlarının geldiğini düşünüyorum. Bir şeye sabır etmek. Başımıza gelen olay karşısında öylece oturup beklemek ve başımıza gelen şeyin geçmesini beklemek değildir. Sabrın esas manası başımıza gelen şeyin iyi de olsa kötü de olsa Allah’tan geldiğini önce kabullenmek, sonrasında buna isyan ve başkaldırı veya üzüntüye düşmek yerine karşılaşılan bu durum ile yüzleşerek mücadele etmektir. Eğer elinden gelen bir şey varsa bir an önce bunun için bir şeyler yapmaktır. Elinden gelmiyorsa da gösterilecek bu mücadele de Allah’tan dua ile yardım istemektir. Dolayısıyla sabretmek anlaşıldığının aksine durağan değil aksiyon halinde olan bir durumdur. Örnek ile anlatmak gerekirse insan eğer hastalanmışsa hastalığının öncelikle Allah’tan geldiğini kabul edip hasta olduğunu kabullenmelidir. Bundan sonra yapacağı şey oturup beklemek değil, şifayı bulmasına vesile olacak olan doktoru aramaktır. Eğer aradığı şifanın bilinen bir tedavisi yoksa yapılacak son şey, bunun tedavisini bulmak için Allah’tan dua ile yardım istemektir. Aradığı yardımın bulunması ya da bulunmaması kulun imtihanıdır. Kader ise bu süreç içerisinde yaşadığımız tüm olaylar manzumesidir. Allah’ın bu süreçten geçerken kuluna verdiği tercih etme iradesini en iyi şekilde kullanmak ve gayret göstermek bizim üzerimize düşen sorumluluktur. Tevekkül ise karar ve tercihlerini yapıp elinden geleni yaptıktan sonra sonuçlarını Allah’tan beklemektir.

Bakara Suresi 216. Ayetinde şöyle buyurulmaktadır: “Bazen hoşlanmadığınız bir şey, hakkınızda iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.” Yaptığımız tercihlerin doğru mu yanlış mı olduğu kişiye ve zamana göre de değişebilir. Keşke yapmasaydım dediğiniz bir şeyin aradan belli bir zaman geçtikten sonra iyi ki yapmışım noktasına geldiği durumları sizde hayatınızda yaşıyorsunuzdur.

Bu süreçte anlamamız gereken en önemli şey; Biz yaptığımız işlerin sonucuna dair bir kesinliğe sahip değiliz, bize düşen tek bir şey var. Doğru tercihi yaparak, gayret etmek ve sonrasında elinden geleni yapmak. Sonuçlar Allah’ın takdiridir.

Buraya kadar anlattığım açıklamaları daha net anlaşılması için bir örnekle özetlemek istiyorum. Ben bu durumun farkına vardığımda hayatıma dair bir dönüm noktası yaşamıştım.  Her şeyi sil baştan düşünmem gerekti. Kendimi hiç olmadığım kadar iyi hissetmiştim. O yüzden size de uzun uzun açıklamak istedim.

Şimdi sınava girecek 2 öğrenci düşünelim. İngilizce dersini birlikte alıyorlar. Bu öğrencilerden birincisi çok zeki anlatılanı hemen anlayan, çok fazla çalışması gerekmeyen bir öğrenci, diğer öğrenci ise tam tersine dersi anlayabilmek için çok gayret göstermesi gereken ve daha fazla çalışması gereken bir öğrenci. Gün geliyor, bu iki öğrenci İngilizce dersinden sınava giriyor. İlk öğrenci sınava doğru dürüst hazırlanmıyor, diğer öğrenci ise sınava günlerce hazırlanıyor. Sonunda sınav yapılıyor ve sonuçlara göre birinci öğrenci 90 puan, ikinci öğrenci ise 60 puan alıyor. Durum bu? Böyle benzer durumları eminim sizde yaşamışsınızdır.

Şimdi sorumu soruyorum? Hangi öğrenci başarılı? Ders geçme durumuna, diplomasına v.b. durumlara bakarak sonucu iyi olan yani yüksek puan alan öğrenci başarılı. Oysa gerçekten mücadele eden ikinci öğrenciydi değil mi?

Allah’ın nazarında da kulun değerlendirmesi, burada olduğu gibi sonuca değil ettiğimiz gayret ve mücadeleye göre. Herkes bulunduğu koşulların ve sunulan fırsatlara göre puanını alacak. Durum böyle olunca bize düşen elimizden geldiğince gayret etmek ve sonuçlardan bağımsız o süreçte yapılması gerekenlere odaklanmaktır.

Buraya kadar anlattıklarımda eğer anlaştıysak gelelim tercihlerimizi nasıl yapacağımız konusuna…

Çok basit bir formül var. İşte açıklıyorum:

Eğer bir şey başarmak istiyorsanız önünüze tercih yapacağınız 2 yol çıkıyorsa genelde 1. Yol herkesin gittiği kolay yol, 2. Yol ise daha engebeli ve zor fakat daha iyi sonuçlara çıkacak yoldur. Siz her zaman zor olan yolu seçin ve sürekli olarak daha iyisini yapabilmek için kendinizi zorlayın. Hiçbir başarı insanlara altın tabaklarla sunulmamıştır, uzun mücadeleler sonucu elde edilmiştir. Mücadele etmeye hazır olun ve asla pes etmeyin.

Buradaki formülü size anlatan benim ama bana öğreten Prof. Dr. Zekeriya Altaç Hocam’dır. Onun üniversitede verdiği o dersi hiçbir zaman unutmadım ve bu zamana kadar da hayatımda başardığım birçok şeyde onun bu sözünün çok büyük etkisi olmuştur. (Bu vesileyle bir kez daha teşekkür ediyorum.)

Hayatımda bu formülün uygulandığı bir çok duruma şahit oldum…

  • Steve Jobs’un hayatını okuduysanız tam anlamıyla bu formül ile hareket ettiğini görürsünüz. Tasarladığı bilgisayarın kimsenin görmediği donanım dizilimini bile bu kadar kafaya takan birinden başkası bu kadar güzel ürünler tasarlayamazdı. Farkı anlamak için Windows ile Mac farkına bakmanız yeterli. Ekibini o kadar zorlardı ki yanında çalışanları bazen çılgına çevirirmiş. ( Hayatını okumadıysanız mutlaka okuyun bence.)
  • Fatih Sultan Mehmet’in gemileri karadan yürütmesi başka nasıl açıklanabilir? Tüm bir orduyu peşinde inandığı ideal peşinde öyle zorladı ki sonucunu almayı başardı.
  • Bugün başarılı olan siyasetçilerin bir çoğunun geldiği yere baktığımızda, sürekli mücadele eden tarafta olmayı seçtiklerini görürüz.
  • Etrafınızda sıfırdan başlayıp mücadeleyi bırakmadan çok iyi noktalara gelen bir sürü insan olduğuna eminim.

İnsanın sınırı kendi koyduğu sınırlarla örülü olduğunu düşünüyorum. O yüzden bana teklif edilen bir şeye “asla yapamam” demedim. Tam aksine “bunu benden önce biri yaptıysa bende yapabilirim. Eğer hiç kimse yapamadıysa da ilk yapan ben olurum” diye düşündüm. Çünkü yapmaya çalıştığınız şeyin üstüne ne kadar eğilir ve onu geliştirmeye çalışırsanız o şey başta çok zor gelir zorlanırsınız fakat belli bir zaman sonra başarmaya başladığınızı görürsünüz.

  • Basket atmayı beceremiyorsan bunu günde 100 kere yapmaya başlarsan; belli bir zaman sonra iyi basket atan biri haline gelirsin…
  • Kolun güçsüz ve taş bile atamıyorsan fitness yapmaya başla aradan geçen 3 aydan sonra kolunu ve vücudunu tanıyamaz hale gelirsin. Ama o hale gelmek hiç kolay olmaz kasların ağrır yorulur ve çok ter dökersin.
  • Yazı yazmayı bilmiyordum bugün hiç olmazsa bir blog sayfasını dolduracak kadar yazı yazabilir hale geldim. Her geçen gün yazı stilimde biraz daha iyiye gittiğim yönünde yorumlar alıyorum.
  • İngilizceyi düzgün konuşamıyorsan her gün 1 saat İngilizce konuşursan 3 ay sonra nasıl bir hale geleceğini tahayyül bile edemezsin.

Şu ana kadar anlattıklarıma inanmadıysanız, bu anlattıklarımın doğru olduğu bilimsel olarak da ispatlanmış durumda. Daha ne yapayım? J

Bilimsel adı “ Cam Tavan Sendromu ” olarak geçiyor. Pirelerle yapılan bir deney sonucunda bu isim verilmiş. Olayın hikayesi şöyle…

Bilim Adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.

Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.

Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı ‘hayat dersi’ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm’den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.

Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir. Bu pirelerin yaşadıklarına ‘cam tavan sendromu’ denir. Erdil Yaşaroğlu’nun aşağıdaki karikatürü bu durumu başka bir dilde çok güzel anlatıyor.

sinirlerkafandaerdil

Sirkte kullanılan Filler için de benzer bir durum söz konusu bildiğiniz üzere. Fillerin bağlandığı zincir o fil için aslında çok kolay kopartılabilir bir şey olmasına rağmen küçük bir fil iken zinciri koparamaması sebebiyle bu zinciri hiçbir zaman koparamayacağı “öğrenilmiş çaresizlik” olarak filin beyninde kodlanmıştır.

filzincir

Sonuç olarak bu hayatta bir ideale ulaşmak istiyorsak;

  • Tercihlerimizi kolay olana, işimize gelene değil zor olandan yana yapmamız gerektiğini
  • Kendimizi sürekli zorlamamız gerektiğini
  • Daha iyisini yapmak için mücadele etmemiz gerektiğini unutmayalım…

Hayat sadece 1 kez çıkılabilen bir yolculuk…

Yapmamız gereken ve sorumluluğumuzun olduğu çok şey var…

Etkisiz eleman olarak bu ömrü boş yere geçirip heba etmeyelim.

Kalın sağlıcakla…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close