Tarih Artık Tekerrür Etmiyor

Günümüz dünyasından bugüne kadar yaşanan tüm zamanlara baktığımızda hiçbir şeyin bundan önce olduğu şekline benzemediği bir zamanı yaşıyoruz. Böyle bir zamanda yaşamanın en büyük zorluğu ise inanılmaz hızla gerçekleşen değişime ayak uydurmak. Bu yazıda tarih ile bugünü karşılaştırarak nerede durduğumuzu ve içinde bulunduğumuz bu hal ile nasıl mücadele edebileceğimizi tartışmak istiyorum.

tarih

Zamansal olarak tarihin yaşanmış dönemlerine baktığımızda; tarihçilerin, bugüne kadar yaşadığımız devirleri çeşitli sınıflara ayırarak (İlkçağ, Orta çağ, Yakınçağ v.b.) incelediğini görürüz. Bu dönemleri adlandıranların kategorize etmede kullandığı yöntem ya o zaman dilimindeki büyük değişimlere göre (İstanbul’un Fethi v.b.) ya da o dönemdeki baskın keşiflere göre (cilalı taş devri, yontma taş devri v.b.) yapıldığını görürüz.

Tarih ile ilgili bilgimize baktığımızda insanoğlunun, Hz. İsa’nın doğumu ile başlayan ve Milat olarak adlandırılan dönemden sonrasına dair göreceli olarak ne yaptığına dair iyi-kötü bir fikrimiz var fakat Hz. Adem’den bu yana olan biten ile ilgili de çok fazla bilgimizin olduğu söylenemez. Ancak Kutsal kitaplardan ve arkeolojik kazılardan öğrenilebilenler var diyebiliriz. Bunların da tartışmaları uzun yıllardır devam eder fakat hemfikir olma tarafında hala birçok konuya çok uzağız. Buna göre şöyle kabaca bakarsak, insanın bu dünyadaki hikayesinin son 5000 yıldır devam ettiğini görüyoruz. Bundan sonra nereye kadar gideceğini de Allah’tan başka kimse bilmiyor…

Bizler böyle upuzun bir filmin ortalama 60-70 yıllık bir sahnesine denk gelecek bir bölümünde figüran olarak hayatımızı sürdürüyoruz. Figüran bile denemez herhâlde ama neyse. Fakat bir yönüyle şu anda bu dünyada yaşayan insanlar, bugüne kadar hiçbir insan topluluğunun şahit olmadığı şeyleri yaşıyor haldeler. Bizden sonra gelecek olanlardaki değişimin nasıl olacağını bilmiyoruz ama bu kadarıyla yaşanan değişimler insanoğlunun başını döndürmüş durumda. Bildiğimiz tüm ezberlerin bozulduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bunu anlamak için çok uzun uzadıya bakmaya da gerek yok aslında. Kendi çocukluğunuza bakmamız o günkü dünya ile bugünü karşılaştırmamız farkı anlamak için gayet yeterli.

Kilometre taşı olarak insanlığın geçirdiği teknolojik gelişim aşamalarına bakarsak şöyle bir sıralama yapabiliriz diye düşünüyorum.

  1. Ateşin bulunması
  2. Tekerleğin icadı
  3. Avcılık aletlerinin kullanılmaya başlanması
  4. Kağıt, barut, pusulanın bulunması
  5. Tarımın başlaması ve yerleşik hayata geçiş
  6. Matbaanın icadı
  7. Buhar Gücünün Keşfi
  8. Petrol ve İçten Yanmalı Motorların Keşfi
  9. Elektriğin İcadı
  10. Telefon – Telgraf Keşfi
  11. Sanayi Devrimi
  12. İnsanoğlunun Ay’a gitmesi (Gidilip gidilmediği hala tartışma konusudur bu arada…)
  13. Televizyonun Keşfi
  14. Bilgisayarın keşfi
  15. İnternetin yaygınlaşması
  16. Akıllı Cep Telefonlarının hayata girmesi
  17. Yapay Zeka, Bulut Teknolojisi

evolution-through-technology

Bu keşiflerin her birinin insanın hayatını derinden etkileyen değişimlere yol açtığı aşikâr. Fakat özellikle tüm dünyadaki insanların iletişimini birbirine bağlayan internetin keşfi ile bir anda ülke, dil, sınıf farkı gözetmeksizin bütün toplumlar birbirine inanılmaz entegre olmaya ve benzemeye başladı. Yurtdışında çeşitli ülkelere giden ve toplumları incelemeye meraklı birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim.  Adına kapitalizm dediğimiz sistemin baskı ve zorlamasıyla artık Japonya ile Türkiye’nin, İtalya ile Amerika’nın birbirinden çok büyük farkları kalmadı. Önümüzdeki dönemde bunu çok daha yakından göreceğiz. Bu durumun adına Mc Donald’s etkisi de deniyor. Bu konu bambaşka bir yazıya konu olacak kadar derin bir mevzu aslında ama şu kadarını söyleyeyim. Kapitalist sistem yeşermek için tohumlarını önce Hollwood filmleri ile ardından Mc Donalds, Coca Cola, Nike gibi küresel markalar ile atıp sonrasında aynı şeyi izleyen, yiyen içen ve giyen insanlar haline getiriyor. Böylece insanların yedikleri, sevdikleri, izledikleri, giydikleri şeyler giderek birbirine daha da yakınlaşıyor. Bu durumda da sınıflar ve toplumlar arasındaki farklılıklarda yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Aynı düşüncede olan insan tipine doğru yaklaşıyoruz.

mcdonalds-china-arches

Bugüne kadar tarihin hiçbir döneminde bu kadar benzeşme yaşanmadı. Afrika’daki bir insanın hayata bakışı ile Amerika’daki insanın hayata bakışı artık birbirine çok benzer. Bir taraftan bunun neresi kötü dediğinizi duyar gibiyim. Keşke öyle olsaydı. Tüm dünyanın birbirine benzetildiği bu durum tamamen belli kartellerin kontrolünde ve onların istediği şekilde yönlendiriliyor. İnanmıyor musunuz? Bu durum bizim içinde geçerli. Alın size kolay bir test. Bahsi geçen popüler kültürün etkisi “beyaz yakalı” olarak tabir edilen insanlara bir sorun bakalım… Hayalleri ne? Emeklilik planları ne? Sorunun cevabını ben söyleyeyim: “Ege’de bir sahil kasabasında organik tarım yapıp denizde tatil yapmak.” Ben şu ana kadar başka planı olan bir beyaz yakalıya denk gelmedim. İnsanlara hayallerini sormayı çok severim. O kişi hakkında en büyük fikrimi o soru sayesinde elde ederim. Çünkü İnsanın hayali kendisidir. Artık hayallerimiz bile bu sistemin oluşturduğu fikirler haline geldi ne yazık ki…

Gelin şöyle yaşadığımız zamanı bir tahlil edelim;

Tarihin hiçbir döneminde ebeveynlerin bu kadar aciz kaldığı bir dönemi yaşamadık. Çünkü artık evladınıza babanızdan öğrendiklerinizi öğreteceğiniz devir çok geride kaldı. Artık çocukların dedelerine bir şey öğrettiği devirdeyiz. Büyüklerin bilgisi ve görgüsü bu dünyaya adapte olmaya yetmiyor. En sonunda bütün nine ve dedelerin facebook’a adapte olduğu bir dünyaya gelmiş durumdayız. Tecrübe ve deneyime artık gerek yok! Çünkü Google var. Bir şeyin cevabını bilmiyorsan büyüklere sormak yerine google’a sormak daha makbul artık!!!

Dini konularda fetva sormak için eskiden bir hocaya, alime gidip fikir alırdık. Artık buna da gerek kalmadı. Niye? Çünkü sorduğunuz soruya istediğiniz şekilde fetva verecek Hazreti Google var artık!!!

Özel günleri bir düşünün; Tüm kandil, bayramlarda eş, dost ve arkadaşlarla nasıl bir iletişim yaşıyoruz. Tüm İslam aleminin bayramını / kandilini facebook’ta kutlarken üst komşumuza asansörde selam vermiyoruz. Bir de Cuma mesajı meselesi var. Her Cuma mesaj attığımız telefon rehberine kayıtlı olan kişi ile en son ne zaman görüştük?  “Hayırlı Cumalar” yazan resimli mesajı whatsapp’tan göndermezsen sanki cuma namazı kabul olmayacak noktaya geldik!!!

Okulların bir anlamı kaldı mı? Hangi bilgiyi öğrenmek için okula gerek duyuyor çocuklar?  Okulda hangi öğrendiği şeyi youtube’da öğrenemeyecek ki çocuklarımız? Ondan sonra diyoruz ki çocuklar okulu sevmiyor? Sen olsan sever misin? Bana ezber yaptıran, motive etmeden bir şeyler anlatan öğretmeni ve okulu asla sevmem. Zaten telefonda oynayacak güzel vakit geçirtecek bir sürü oyun var. Niye okulla vakit kaybedeyim?!!

Suriye’de Irak’ta yanı başımızda yıllardır süren bir savaş var. Her gün yaşanan insanlık dramı var. Sanki film izliyor gibi değil miyiz? Camın arkasından bakınca yaşananlar sanki gerçek değil gibi geliyor. Her gün yüzlerce insanın öldüğü haberini alıyor ama artık çok da umursamıyoruz sanki? Ama sosyal medyada “top topic” olan kedili videoyu izlemeyen paylaşmayan kalmıyor öyle değil mi?

Robot and boy shaking hands

Endüstri 4.0 diye bir şey duydunuz mu? Duymadıysanız sizin ya da çocuklarınızın işi elinden alındığında haberiniz olabilir. Artık iş gücü olarak insana ihtiyaç kalmadığı bir zamana geldik. Bill Gates geçenlerde yaptığı açıklamada Robotlar için etik kurallar anayasasını yazmamız gerekiyor dedi. Eskiden 5000 kişinin çalıştığı bir fabrika bugün 50 kişi ile yönetilir hale geldi. Bir de üzerine yapay zeka ile akıllandıklarında dünyanın nasıl bir yer olacağını tahmin edebiliyor musunuz?

teknoloji2

Trafikte kırmızı ışık 5 dakika yandığında sinirden çıldırıyoruz değil mi? 2 saatlik araba yolculuğu bizi çok yoruyor değil mi? Belimiz tutuluyor hemen… Çok değil bundan 100 sene önce bugün 2 saatte gittiğimiz mesafeyi kaç günde kat ediyorduk? Şimdi o sürede Amerika’dan Japonya’ya gidebiliyoruz. Peki bu hız yeterli mi? Elbette değil. Şu anda bu hızı arttırmak için dünyanın dışına çıkıp tekrar dünyaya dönen roketlerle yolculuk nasıl yaparız diye çalışıyoruz?

Elon Musk’ı duymayan yok artık herhalde değil mi? Projesini biliyorsunuzdur. Dünya’daki kaynakları tükettiğimiz için artık Mars’a yerleşme planı yapmaya başladık. Yok artık mı? Evet artık gündemimiz de bu da var.

elonmusk

Velhasılıkelam…

Çok değişik bir zamanda yaşadığımıza ikna edebildim mi bilmiyorum. Bu konuştuğumuz konuların hepsi ben çocukken hayaldi. Bu kadar kısa zamanda böylesine büyük değişimler sadece beni şaşırtmıyor herhâlde. Tarih hiçbir döneminde dönmediği hızda dönüyor artık dünya ve gelecek bundan da hızlı olacağa benziyor… Artık tarihin tekerrür etmediği bir zamandan geçiyoruz…

Bu süreçte inanılmaz teknolojik gelişimler yaşanırken diğer taraftan bu gelişimin sebep olduğu ahlaki dezenformasyonu da göz ardı etmememiz lazım. Cinayetlerin, cinsel sapıklıkların, hırsızlığın, aile arası ilişkilerde meydana gelen kopuşun bu kadar afişe olduğu ve normalleştiği bir dönemde yaşamadık.  Dolayısıyla “edep” gibi “nefs terbiyesi” gibi konular artık bize çok uzak meseleler haline geldi.

Peki ne yapacağız? Hayatımızı nasıl sürdürmeliyiz?

Dünya nasıl bir hale gelirse gelsin bize öğretilen “ahlaki değerlere göre yaşama derdi” hiçbir zaman değişmeyecek. Eğer bunu kaybedersek insan olmayı da kaybederiz. Geriye de başka bir şey kalmaz zaten…

Bu kadar hızla değişen ve artık şaşırma duygusunu kaybetmeye başladığımız zamanlarda öncelikle bu değişimi fark ederek taşları doğru yerlerine koymamız gerekiyor. Her gün maruz bırakıldığımız şeylerin gerçekten olması gereken şeyler olup olmadığını çok iyi sorgulamamız gerekiyor.

Bu değişimi fark ederek çocuklarımıza manevi eğitimlerini eskiden olduğundan çok daha dikkatli vermek irfan gözüyle bakmaktan asla sapmadan ama zamanın getirdiği ve gerektirdiği değişimlere uygun olarak yetiştirmemiz gerekiyor.

Bu konularda sürekli düşünüyorum ve kendime şunu öğütlüyorum;

Kendini rüzgâra kaptırma! Nereye gittiği belli olmayan yapraklar misali savrulma!

Kendine ait bir “gündemin” olsun. Bu gündemi belirleyen şey dünyanın konuştuğu “top topic” olan şeyler değil; ilimle, bilimle ve her şeyden önemlisi irfanla yoğrulmuş bir gündemin -yapılacaklar listen-  olsun.

Evet sevgili okur…

Senin gündemin ne?

Selametle…

 

 

Reklamlar

Yayınlayan

aggenc

Neyi aradığını bilmeyen, neyi bulduğunu anlayamaz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s